ETKİNLİK TAKVİMİ
Şubat / 2024
Pt Sl Çr Pr Cm Ct Pz
     
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29

GÜNCEL YAZILAR

 
 
HOCAM NEYİ BİLEMEDİ?

O aslında her sorduğumuz soruya cevap verebilen, bizi yönlendiren bir ayaklı kütüphaneydi.Eskiler böyle kişilere “Allâme-i cihan” derlerdi..Benim tabirimle ise "bir devr-i kadim efendisi".Onun cevap veremediğine sadece bir defa şahit oldum.Karar veremeyip bu çok zor bir konu, çok zor soru demişti. Bilin bakalım mevzu neydi?

1985 yılında kendisine Suriye’ye gitmek, Şam’da araştırma yapmak istiyorum ne dersiniz diye sormuştum. Çünkü 1975 yılında henüz lisedeyken Fethi Gemuhluoğlu’na tarihçi olmaya ve Şam’da doktora yapacağıma söz vermiştim. Rahmetli Fethi Ağabey “Evvel-i fitne Şam, Ahir-i fitne Şam” demişti. Ben de vakti geldiğinde Ali İhsan Yurt Hocama bu soruyu sormuştum. O yıllarda Hafız Esad’ın yönetimindeki Suriye içten içe kaynıyor, dışarıdan bakanlara hiç iç açıcı bir görüntü vermiyordu.Bunu bilen Ali İhsan Hoca Suriye’ye gitmem konusunda olumlu düşünmüyor, zamanı değil karşı çıkıyordu. Ben Fethi Gemuhluoğlu’nun talimatını hatırlatınca da eski dostunun bu vasiyetine karşı gelemiyor ve kararsız kalıyordu. Böyle bir ara dönemden sonra bir gün beni çağırdı, Suriye konusunun altından ben kalkamayacağım, o bölgeyi iyi bilen; haber kaynakları ve bağlantıları sağlam olan birisine soralım dedi ve hemen ilave etti: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’yi bul ve ona sor bakalım ne cevap verecek?

Nakşi-Halidi gelenekten gelen Şeyh Nazım Efendiye sorduğumda: "Orada Muhyiddin-i Arabi Hazretleri ve Halid-i Bağdadî Hazretleri var; bizim de bir dergâhımız ve ihvânımız vardır, Şam ve Cebel-i Kasyun emin beldedir, hiç düşünme ve hemen git" dedi. Hatta Tîn Suresi’nden örnekler verdi. Ben de Ali İhsan Hocaya aynen aktardım, sonra hoca rahatladı ve Şam için ruhsat çıktı.

Şimdi buradan çıkarılacak derse gelince: bütün Osmanlı coğrafyasına ve kültürüne hakim ve her şeyi bilen bir insan bile Suriye’yi bilemez, o konuda konuşamaz ise durumun vahametini, konunun derinliğini ve bölgenin girift halini siz anlayın.

Son söz: bir konuyu bildiğini zanneden değil, en iyi kimin bildiğini bilen makbuldür.

  HOCAM NEYİ BİLEMEDİ?