ETKİNLİK TAKVİMİ
Ekim / 2020
Pt Sl Çr Pr Cm Ct Pz
     
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31

GÜNCEL YAZILAR

 
 
ERMENİ SORUNU DEĞİL

BİRLİKTE YAŞAMA SANATI

Yeni Türkiye Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından düzenlenen “Ermeni Sorunu: Sanallık ve Gerçeklik Uluslararası Konferansı (22-23 Mayıs 2015)” açılışında, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nı temsilen konuşan Müsteşar Prof. Dr. A. Halûk Dursun, Bakanlık olarak konuya kültürel yönden yaklaştıklarını ve yürüttükleri çalışmaları aktardı.

Prof. Dr. Dursun, Anadolu’nun, değişik etnik toplulukların ve milletlerin karşılaştığı, yakınlaştığı, siyasi ve askeri olarak birbiriyle çarpıştığı, tanıştığı ve çoğunlukla da kaynaştığı bir coğrafya olduğunu belirterek Anadolu’yu çeşitli kültürlerin birlikte yaşama formülü geliştirdikleri bir vatan olarak gördüklerini ve bu özelliğini ön plana çıkarmak istediklerini vurguladı. Ermeni-Osmanlı ilişkilerini bu çerçevede değerlendirdiklerini söyleyen Halûk Dursun, sadece 93 Savaşı ya da 1915 tarihli olaylarla bu ilişkileri sınırlandırmadıklarını, birlikte yaşama üslubunu geliştiren bir birliktelik olarak algıladıklarını açıkladı. Müsteşar Dursun, Osmanlı Devleti’nin hükmettiği topraklarda beraber yaşadığı hiçbir etnik topluluğa ve millete kültür emperyalizmi, asimilasyon uygulamadığını hatta entegrasyona dahi zorlamadığını, onların kendi kültürlerini, yaşam biçimlerini istedikleri şekilde yürütmelerine imkân tanıdığını, önünü açtığını ve onları kucakladığını hatırlatarak, Türk-Ermeni ilişkilerinin de Selçuklu Dönemi’nden itibaren aynı şekilde geliştiğini dile getirdi. Bu ilişkiler zincirini Pax-Ottomana (Osmanlı Barışı) üst başlığı altında değerlendirdiklerini; Ermenileri de bizden, Anadolu’nun asli unsurlarından bir tanesi olarak gördüklerini; kültürlerini korumanın da Devletin vazifesi olduğunu söyledi. Bu anlamda, Türkiye Cumhuriyeti olarak Ermeni kültürünün ve mimari mirasının da koruyucusu konumunda bulunduklarını vurguladı.

Müsteşar, Kültür ve Turizm Bakanlığı çalışmaları kapsamında on bir Ermeni Gregoryen Kilise’nin restorasyonunun tamamlandığını belirtti. İyi ilişkilerin geliştirilmesi adına, Ermenistan’a kendi topraklarında bulunan, yine bizim girişimimizle bir Osmanlı mimari eserinin ve kütüphanelerinde bulunan Osmanlı el yazmalarının restorasyonuna ilişkin teklifte bulunduklarını; ne yazık ki, olumlu cevap alamadıklarını açıkladı.

Bakanlık olarak konuya sadece tarih, siyaset ve diplomasi boyutuyla yaklaşmadıklarını söyleyen Dursun, kültür insanlarının da büyük katkı sağlayabileceklerini düşündüklerini belirtti. Prof. Dr. Tufan Gündüz tarafından yazılan, Çanakkale’de savaşa katılan bir Ermeni vatandaşımızın hikâyesinin anlatıldığı tiyatro eseri “Bir İnce Sızı Nisan 1915”in, bu sene Devlet Tiyatroları’nda sahnelendiğini; Bakanlık sanat topluluklarının Ermeni bestekârlarımızın klasik Türk müziği formundaki eserlerinden oluşan konserler verdiklerini bildirdi. Bu çalışmaların, Pax Ottomana çerçevesinde kültürel derinliğimiz ve çeşitliliğimizin bir işareti ve izi olarak algılanması gerektiğini sözlerine ekledi.

Türk-Ermeni ilişkilerinin sorun döneminde, Kazım Karabekir Paşa ve göz doktoru Esat Paşa’nın içinde olduğu bir grup tarafından, 1918’de Milli Kongre adıyla ilk çalışmaların başlatıldığını hatırlatmayı, bu platformda bir vazife olarak hissettiğini söyleyen Müsteşar Prof. Dr. A. Halûk Dursun, bu grubun girişimiyle seferberlik sonrası, devletin zorluklar içinde bulunduğu, mütareke yıllarında Cenevre’de, Paris’te yabancı dilde neşriyat yapıldığını belirtti ve yayınlara sağladığı katkıdan dolayı özellikle Reşit Saffet Atabinen’in ismini andı.

Prof. Dr. A. Halûk Dursun, Ermeni Sorunu üst başlığıyla ele alınan konunun, sadece tarihi belgelere ve arşiv kaynaklarına dayanılarak, bilim insanlarının yapacakları bilimsel araştırma ve incelemeler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğine inandıklarını; bu çalışmalar neticesinde realiteye, adil bir hafızaya ulaşılmasını arzuladıklarını söyledi. Prof. Dr. Dursun, böyle yaklaşılmadığını, dezenformasyon ve kamu diplomasisi üzerinden konunun işlenmeye çalışıldığını gördüklerini belirtti. Yapılması gerekenin, sonuna kadar bilimsel temele ve arşiv belgelerine dayanarak, Ermeni Sorunu olarak sınırlamadan, tarih boyunca Türk-Ermeni ilişkileri ve Osmanlı millet sistemi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak “Ermeni Sorunu: Sanallık ve Gerçeklik Uluslararası Konferansı”nın buna katkı sağlayacağına inandığını belirtti ve başarılar diledi. Müsteşar Dursun, Ermeni teröründen dolayı şehit olanları rahmetle anarak sözlerini tamamladı.

Ermeni Sorunu Değil Birlikte Yaşama Sanatı

  ERMENİ SORUNU DEĞİL