ETKİNLİK TAKVİMİ
Ekim / 2020
Pt Sl Çr Pr Cm Ct Pz
     
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31

GÜNCEL YAZILAR

 
 
İSTANBUL KOKUSU NEDİR?

Aslında bu bir Çanakkale yazısı. Öyle doğa sevgisi, romantik tarafı olan bir yazı değil. Ama diğer taraftan da tabiat, bütün baştan çıkarıcılığı ve cazibesiyle anlayana, duyabilene, görebilene çağrı üstüne çağrı yapıyor.

Ben çocukluğumun, rahmetli anneannemin, Hereke’nin sümbül kokusunu çok yazdım. Sümbülle ilgili çok program hazırladım. Topkapı Sarayı’nı bir sümbül bahçesine çevirdim. Bütün bunların hepsini geçiyorum.

Şu Çanakkale günlerimizde vatan sevgisini ve İstanbul’un sümbül kokusunu birleştirebilen ve bundan daha güzel anlatabilen bir yazı olabilir mi? Bu yazıyı hatırlatan sevgili Beşir Ayvazoğlu Ağabeyime helal olsun. Kaleme alan Müftüoğlu Ahmet Hikmet Bey’e rahmet olsun. Gündeme getiren Dursunoğlu Ahmet Haluk’tan da size hediye olsun…

İşte yazı:

“Budapeşte Üniversitesi’nde okuyan Hüseyin Arif, müttefiklerin büyük bir donanmayla Çanakkale’ye saldırdıklarını duyunca üzüntüye ve ümitsizliğe kapılarak intihara karar verir. Şakağına dayadığı tabancanın tetiğini çekeceği sırada, penceresinin önünde dört gündür duran saksıdaki sümbülleri görür, yaklaşır; koklayınca birden irkilir. Geri çekilip bir süre düşündükten sonra ağlayarak saksının üzerine kapanır, çiçeği yüzüne gözüne sürer, koklar, koklar, koklar.

Tam o sırada kapı çalar. Bitkin bir sesle “Gel!” diye seslenen Hüseyin Arif, karşısında arkadaşı Mehmed Siyavuş’u görünce hemen saksıyı kavrayıp “Şunu kokla, kokla Mehmed!” diyerek uzatır. Arkadaşının perişan halinden ve heyecanından ürken Mehmed Siyavuş, çiçeğe yaklaşıp kokusunu yavaşça içine çeker. Hüseyin Arif, saksıyı Mehmed’in yüzüne iyice yaklaştırarak “Hayır” diye haykırır, “İyi kokla! Derin kokla!” Gözlerini kapayarak kokla! Koklarken gözlerinin önüne ne geliyor! Neresi geliyor? Söyle. Allah aşkına bütün ruhunla, bütün nefesinle kokla!”

Mehmed Siyavuş, arkadaşının ısrarı üzerine sümbüllerin kokusunu derin bir nefesle içine çekince, büyük bir keşif heyecanıyla “İstanbul kokusu!” deyiverir. İki arkadaş vecd halinde, İstanbul’dan, bahar aylarında Köprü başında kurulan işportalardan ve “Bahariye kokuları!” diye bağıran kara yağız satıcıların kollarına taktıkları ince uzun sepetlerdeki demet demet lale, zerrin, şebboy ve menekşelerin etrafa yaydıkları baygın kokulardan söz ederler; Beşiktaş’ın, Eyüp’ün fulya tarlalarını hayal edip “Ah! Vatan! Misk gibi kokusu canlarda tüter” diye inlerler: Sümbülleri kokladıkça İstanbul’un ve bütün vatanın güzellikleri iki gencin gözlerinde canlanır. Bu güzellikler kirli düşman çizmeleri altında çiğnenirken yaşamak alçaklıktır. Mehmed Siyavuş, silahını kapıp tekrar intihara kalkışan Hüseyin Arif’i engeller. Gidip vatan için dövüşmek varken intihar anlamsızdır!

Sonunda Hüseyin Arif ve Mehmed Siyavuş ülkelerine dönüp Çanakkale’de düşmanla savaşarak şehit olmaya karar verirler.”

İSTANBUL KOKUSU NEDİR?

  İSTANBUL KOKUSU NEDİR?