ETKİNLİK TAKVİMİ
Ekim / 2020
Pt Sl Çr Pr Cm Ct Pz
     
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31

GÜNCEL YAZILAR

 
 
NELER GÖRDÜM NELER ÖĞRENDİM NELER YEDİM…

Ömür biter öğrenmek bitmez. Öyle “Her şeyi biliyorum.” diyecek kadar cahil değilim, ama kendimi biraz bir şey bilir zannederdim. Anadolu’ya her çıkışımdan sonra “Ne kadar çok bilmediğim şey varmış.” deyip, başım önde geri dönüyorum. Bu sefer de öyle oldu.

Erzincan’dan başlayan “Anadolu Kültür Buluşmaları” bizim için hem bazı bilgilerimizi paylaşmamızı hem de yepyeni bilgiler elde etmemizi sağladı. Neler gördüm, neler öğrendim, neler yedim gelin size biraz bahsedeyim.

Nasip değilmiş, Kemah’ı yine göremedim. Kemaliye’ye geçen sefer gitmiştim bu sefer oraya da geçemedim. Yaylabaşı’ndan Munzur’a çıkmak da mümkün olmadı. Bir ara Girlevik ne durumda, dondu mu, diye merak ettim. Ama bakamadım.

Kara kış demeden Sakaltutan Geçidi’ni karlar altında seyrede seyrede Refahiye üzerinden bir akşam vakti Niksar’a ulaştım. Niksar’ı daha önceden biliyordum köprü resmi çekmeye gelmiştik. Orada fazla kalmadık.

Tokat’ı da görmüştüm ama bu sefer özellikle bağ evlerini aziz kardeşim Hasan Erdem ile gezdik. Hele, Yoğurtçuoğlu ve Fazlıoğlu Bağ Evleri’ne bayıldım. İnşallah Belediye Başkanı Eyüp Eroğlu dostum onlara sahip çıkacak.

Sabah bir konakta kahvaltıyla toplantıya başladık. Belediye başkanları, rektör, valilikten, Çevre Bakanlığı’ndan, vakıflardan, müzelerden ve sivil toplumdan temsilcilerle uzun görüşmeler yaptık.

Tokat’ta okçuluktan atçılığa kadar sıra dışı birçok kabiliyeti olan Dr. Yaşar Metin Aksoy bu sefer de geleneksel bir Türk eğeri yapmış. Onu gösterdi. Tokat’ın saraciyesi zaten meşhur.

Ayrıca, çeyiz sandığı yapan Ermeni bir ustadan bahsettiler. Gelecek sefere onu da görmeye gideceğim. Böyle zanaatkârları şehir kültürü bakımından çok önemsiyor ve destekliyorum.

Tokat’ın Saklıbahçe’sinde Aksu kıyısında şöminenin başında neler yediğimi sayıp döksem ayıp olacak. Merak eden Hasan Erdem’e sorsun. Ama Niksar’da bir konakta yediğim karayakanın tadı damağımda kaldı. Onu söylemeden geçemeyeceğim. Elim yemekte, kulağım Niksar’ın tarihi eserleri hakkındaki sunumda, gözüm de televizyondaki Galatasaray maçındaydı. Hani tadından yenmedi derler ya, gerçekten öyle oldu…

Benim için esas sürpriz Zile yolundan başladı. Yeşilırmak’ın Turhal’ın tam ortasından geçtiğinden haberim yoktu. Ne yazık ki durup bir fotoğraf bile çekemedim. Zile Kalesi’ne çıkmamız lazımdı. Kale değil de beni esas etkileyen ise kale altındaki sokaklar oldu. Aman Yarabbim Safranbolu’nun Beypazarı’nın bir benzeri. Hem de kesintisiz. Arada hiç göz rahatsız eden bir çıkıntı yok. Sokağın başında bir de semerci görmeyeyim mi! Keyfime keyif kattı…

Ondan sonra düştük yine yollara. Yozgat, Çorum, Kırıkkale ve nihayet Elma Dağ.

Size, Elma Dağı’nı ve Ankara’yı sevdiğimi söylemiş miydim…

 

  NELER GÖRDÜM NELER ÖĞRENDİM NELER YEDİM…